Dünyanın en iyi fiyatı 1.99$'a .COM.TR Domain Hemen Kaydet
Kapat

Mükemmel Bir Alan Adı Kaydedin

0.99$'dan7₺'den başlayan fiyatlarla hayalinizdeki alan adını kaydedin

İhtiyacınız Olan Tüm Barındırma Çözümleri
Tüm barındırma ihtiyaçlarınıza cevap verebilmek için sunduğumuz hizmetlerimize göz atın.
Neden Niobeweb?
20 yılı aşkın tecrübemiz ve uzman kadromuz ile sizin için değer üretiyoruz
20+ Yıllık Tecrübe
20+ Yıllık Tecrübe
Türkiye'deki müşterilerimize 20 yılı aşkın süredir katma değerli, inovatif servislerle çözüm üretiyoruz.
7/24 Destek
7/24 Destek
Her türlü destek taleplerinize 3 farklı kanaldan 7/24 çözüm üretmek için çalışıyoruz.
Ücretsiz Servisler
Ücretsiz Servisler
Farklı servis sağlayıcılarda ücretli olan bir çok hizmeti ücretsiz olarak sunarak işletmenizi destekliyoruz.
Gelişmiş Hosting Teknolojisi
Gelişmiş Hosting Teknolojisi
Sistem ve yazılım mühendislerimizin geliştirdiği gelişmiş altyapımız ile kesintisiz hizmet için çalışıyoruz.
İade Garantisi
İade Garantisi
Hizmet kalitemize güveniyor, bir çok ürünümüzde koşulsuz iade garantisi sunuyoruz.
Yüksek Müşteri Memnuniyeti
Yüksek Müşteri Memnuniyeti
%91 müşteri memnuniyet oranı ile Türkiye'nin en çok beğenilen hosting firmaları arasında yer alıyoruz.
Ürünlerimiz ile Kimler Neler Yapabilir ?
Rakamlarla Niobeweb
20+ yıllık tecrübe ile Türkiye'nin en köklü hosting firmaları arasındayız.

40.000+Müşteri

32.000+Domain

21.000+Web Sitesi

Müşterilerimizin Görüşleri
Siz de mutlu müşterilerimiz arasındaki yerinizi bugün alın
10 yıldan uzun süredir Niobeweb ile birlikteyiz ve en iyi yanı her zaman ulaşılabilir olmaları ve koşulsuz destek sunmaları. Teşekkürler.
mustafa-ozkan

Mustafa Özkan Peakment Digital

Çözüm üreten süper bir ekip ve hosting hizmetlerinden son derece memnunuz ve tüm alan adlarımız Niobeweb'de.
murat-isik

Murat Işık MobilPark

Blog

Arama motoru, kullanıcıların ‘World Wide Web’ (www) üzerindeki bilgileri bulmasını sağlayan web tabanlı bir araçtır. Arama motorları, sayfadan sayfaya, siteden siteye bağlantıları izleyerek web’de dolaşan otomatik yazılım uygulamalarını (robotlar, botlar veya örümcekler olarak adlandırılır) kullanır. Bu yazılım uygulamaları tarafından toplanan bilgiler, web'de aranabilir bir dizin oluşturmak için kullanılır. Arama Motorlarının Tarihi Arama motorlarının tarihi, indirilebilir dizin listeleri içeren bir FTP sitesi olan Archie ile 1990 yılında başladı. Web sitelerini taramak ve dizine eklemek için geliştirilen ve sonunda alaka düzeyini optimize etmek için algoritmalar oluşturana kadar, ilkel dizin listeleri olmaya devam etti. Sonrasında ise arama motorları ile ilgili tarihsel gelişmeler aşağıdaki şekilde devam etti: 1990: Archie - İlk arama motoru 1991: Veronica and Jughead 1992: Vlib 1993: Excite and World wide web wanderer 1994: AltaVista, Galaxy, Yahoosearch, Infoseek, Webcrawler, Lycos 1995: Looksmart 1996: HotBot, Inktomi 1997: Google - Sergey Brin ve Larry Page, 2000 yılında öne çıkan Google’yi 1997'de geliştirdi. Google, yinelemeli bir algoritma olan PageRank adlı bir yenilikle öne çıkmış ve birçok aramada daha iyi sonuçlar elde edilmesini sağlamıştır. Bu sayede toplam arama motoru trafiğinin %50'sinden fazlasını elinde tutmaktadır. 1997: Ask.com 1998: MSN; dmoz 1999: Alltheweb 2005: Snap 2006: Microsoft Livesearch 2008: Cuil 2009: Microsoft Bing Arama Motorları Nasıl Çalışır? Her arama motoru, arama sonuçlarını oluşturmak için farklı karmaşık matematiksel formüller kullanır. Çoğu arama motoru, taramaya dayalı bir dizin oluşturur; bu, Google, Yahoo ve diğer arama motorların dizine eklenecek yeni sayfalar bulduğu süreçtir. Botlar veya örümcekler olarak bilinen mekanizmalar, yeni sayfaları aramak için web’de gezinir. Botlar genellikle önceki taramalarda belirlenen web sitesi URL'lerinin bir listesiyle başlar. Bu sayfalarda HREF ve SRC gibi etiketler aracılığıyla yeni bağlantılar tespit ettiklerinde, bunları dizine eklenecek siteler listesine eklerler. Ardından, arama motorları, kullandığınız arama terimlerine göre en çok hangi sayfalarla ilgilenmeniz gerektiğine ilişkin dizinlerinden size sıralı bir liste sağlamak için algoritmalarını kullanır. Arama Motorlarının İndeksleme Süreci İndeksleme, sorgulara süper hızlı yanıtlar sağlamak için arama motorlarının aramadan önce bilgileri organize ettiği süreçtir. Anahtar kelimeler ve konular için tek tek sayfalarda arama yapmak, arama motorlarının alakalı bilgileri belirlemesi için çok yavaş bir süreç olacaktır. Arama motorları, tarayıcı, sayfa içeriğini çıkardıktan sonra, onu ziyaret edilen sayfaların dizinine koyar ve tüm bilgileri düzenler. Bilgi daha sonra sayfanın benzerlerine kıyasla alaka düzeyini ölçmek için kullanılır. Popüler Arama Motorları İnternetten hızlı ve etkili bilgi alma sorunu 1990'ların başında çözüldü. Bu tarihten sonra arama motorları arka arkaya ortaya çıkmaya başladı. Sonuç olarak, aralarından seçim yapabileceğiniz düzinelerce farklı arama motoru var. Sorun şu ki, gerçekten bu kadar fazla arama motoruna ihtiyacınız var mı? Açıkçası yok! Çünkü çoğu insan Google'yi diğer arama motorlarına tercih ediyor. Bununla birlikte, diğer arama motorlarının da kendi kitleleri, avantajları ve dezavantajları var. Bu kıyaslamayı yapabilmeniz açısından şimdi size en çok kullanılan arama motorları hakkında kısa bilgiler vereceğiz. 1. Google Google'nin açık ara dünyanın en popüler ve en iyi arama motorudur. Her ay yaklaşık 1,17 milyar kişi, web'de farklı türde bilgileri bulmak için Google’yi kullanır. Masaüstü trafiğinde ufak bir düşüşe rağmen, Google hala hem mobil hem de masaüstü arama sıralamasında lider konumdadır. Google’nin popülaritesi, dünya çapında rakiplerinden çok fazladır. Google’yi en çok kullanan ülkeler arasında; Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Hindistan, Birleşik Krallık ve Fransa bulunmaktadır. 2. Microsoft Bing 2009 yılında piyasaya sürülen Microsoft Bing, en eski arama motorlarından biridir. Günümüze Live Search, Windows Live Search ve MSN Search'ten gelmektedir. Bing en çok Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya ve Fransa'da popülerdir. 3. Baidu Google vb. farklı ülkelere ait  arama motorlarını kullanmak istemeyen Çin, kendi arama motoru olan Baidu’yu geliştirmiştir. Baidu Çin dışında Amerika Birleşik Devletleri, Tayvan, Hong Kong ve Kore Cumhuriyeti'nde aktif olarak kullanılmaktadır. 4. Yahoo Başlangıçta bir çevrimiçi web sitesi dizini olan Yahoo, Amerika Birleşik Devletleri'nde en çok kullanılan arama motorlarından biridir. ABD dışında; Tayvan, İngiltere, Brezilya ve Hindistan'da kullanılmaktadır. 5. Yandex Yandex Search Rus menşeili bir web arama motorudur ve şirketin temel ürünüdür. Rusya’da lider konumda olan Yandex Search, aylık ziyaretçilerin %92'den fazlasını Rusya’dan alır. Rus arama motoru Ukrayna, Çin, Beyaz Rusya ve Almanya'da da popülerdir. 6. Ask Ask’ın cevaplama odağı, diğerlerinden farklı olarak Ask'ı benzersiz bir arama motoru haline getirmiştir. Burada kullanıcılar yalnızca herhangi bir veriyi değil, diğer kullanıcılar tarafından sağlanan yanıtları da arar. 1995 yılında kurulan Ask arama motoru, en eski arama motorlarından biridir. Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Brezilya, Hindistan ve Almanya'da popülerdir. 7. DuckDuckGo DuckDuckGo çevrimiçi gizliliğe takıntılı bir dünyada, kullanıcı etkinliklerini izlemeyen tek arama motoru olduğunu iddia eden bir markadır. DuckDuckGo kullanıcılarının çoğu ABD vatandaşıdır. Servis ayrıca Almanya, Birleşik Krallık, Kanada ve Çin'de de popülerdir. 8. Dogpile Kasım 1996'da piyasaya sürülen Dogpile; Google, Yahoo, Yandex, Bing ve diğer önde gelen arama motorlarından sonuçlar alan bir meta arama motorudur. Dogpile en çok Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Kanada, Hindistan ve Endonezya'da popülerdir. 9. Yaani Yerli arama motoru olarak bilinen ve Türkiye'deki kullanıcıların verilerinin yurt içinde tutulması için Turkcell tarafından geliştirilen Yaani arama motorunun 2017 yılında yayın hayatına başlamıştır. Yukarıda sıraladıklarımızın dışında; BoardReader, WolframAlpha, ixquick, Turtc, Ecosia, Zapmeta ve Altavista da popüler arama motorları arasındadır. Arama Motoru Özellikli Platformlar Bazı platformlarda tıpkı Google'nin arama motoru gibi, anahtar kelimelere göre arama yapmanızı sağlar ve size sorgunuza göre en alakalı sonuçları göstermeye çalışır.  Global çapta birçok örneği olan ‘arama motoru özellikli platformlar’ın en önemlileri aşağıdaki şekildedir: YouTube Wikipedia Facebook SlideShare Vimeo Yerli Arama Motoru Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en çok kullanılan arama motoru Google’dir. Google, Bing, Yahoo vb. dünya devi haline gelen bu arama motorlarına alternatif olarak geliştirilen ve Türkiye'deki kullanıcıların verilerinin yurt içinde tutulmasını amaçlayan birçok arama motoru geliştirilmiştir, fakat istenen verime ulaşılamamıştır. Türkiye’yi kendi arama motoruna sahip ülkeler arasına taşıyan en önemli hamle Turkcell tarafından Yaani arama motorunun hizmete sunulmasıyla gerçekleşmiştir. Türkiye’nin arama motoru olarak lanse edilen Yaani,  ilk 9 günde 1 milyon indirilme sayısını aşarak bir rekora imza atmıştır. Yukarıdaki listeden daha önce denediğiniz arama motorları var mı ya da listedekilerden farklı bir arama motoru mu kullanıyorsunuz? Farklı bir arama motoru kullanıyorsanız, yorum bölümünde bize yazın, bir sonraki güncellememizde listeye ekleyelim. Bu listeyi veya içeriğimizi geliştirmek için deneyimlerinizi ve önerilerinizi paylaşmayı unutmayın.
Bugünlerde en çok konuştuğumuz konuların başında “Uzaktan Eğitim” geliyor. Evde, sokakta, iş yerinde, her yerde çocuklarımızın uzaktan eğitim modeliyle nasıl öğrenim göreceğini konuşuyoruz. Haksız sayılmayız. Covid-19 salgınının ülkemizde de hızla yayılmaya başladığı dönemde çocuklarımızın eğitim ve öğretimi aksamasın diye kalan süreci internetten ve televizyonlardan verilen derslerle tamamlamıştık.  Ancak okullarımızın örgün eğitim yerine uzaktan eğitimle açılacağını hiç beklemiyorduk!  Okullarımıza kapıdan değil de internetten girmek zorunda kalınca haliyle; “eğitim bu şekilde verimli olur mu olmaz mı, gerekli teknolojik altyapımız var mı,  öğrenci ve öğretmenlerimiz kolay adapte olabilecek mi?” diye sorgulamaya başladık. Aslında açık öğretim fakültelerinden, mesleki kurs ve sertifika programlarından uzaktan eğitime pek yabancı sayılmasak da günün birinde çocuklarımızın geleceğini etkileyecek kadar önem kazanacağını bilmiyorduk. Uzaktan Eğitime Geçmek Şart mıydı? Korona virüs salgınının okullarda yüz yüze eğitimi imkansız kılması,  bütün devletleri kendi imkanları ölçüsünde uzaktan eğitime geçmek zorunda bıraktı. BM’in araştırmasına göre dünyada 770 milyon kişilik öğrenen kitle var. Eğitimin sürdürülebilirliğini sağlamak açısındanuzaktan eğitim tek çaremiz olarak görülüyor. Öğrenciler ve Aileler Uzaktan Eğitime Nasıl Bakıyor? Günümüzün teknolojik imkânlarından yararlanılarak internet ortamında gerçekleştirilen sesli, canlı, görüntülü, etkileşime dayalı uzaktan eğitim modeline öğrenciler genelde olumlu yaklaşıyor. Aileler ise biraz daha kaygılı. Çünkü eğitim denilince aklımıza okullar ve bahçelerinde, koridorlarında koşuşturan çocuklar geliyordu. Oysa şimdi eğitim almak için öğrencilerin illaki sınıfların içinde olmalarının gerekmediği, öğrencinin bulunduğu her yerin bir okul olabileceği gerçeğiyle yüzleşiyoruz… Çocuklarımızın eğitim hayatlarına devam edebilmesine imkân tanıyan uzaktan eğitim metoduna ön yargıyla yaklaşmayı bırakıp, en iyi şekilde nasıl faydalanabileceğimize odaklanmamız lazım. Teknolojik gelişmeler hayatın her alanına olduğu gibi eğitim alanına da yenilikçi ve daha çağdaş yaklaşımlar kazandırıyor. Bilgi çağını yaşıyoruz. Bilginin hızına yetişemiyoruz ve bilgi sınır tanımıyor! Eğer bilgi sınır tanımıyorsa;  biz de bilgiyi edinmek için okul duvarlarını sınır olarak görmemeliyiz. Uzaktan Eğitimle Gelen Avantajlar Çocukların ve gençlerin teknolojiyle arası bizlerden daha iyi.  Uzaktan eğitim onların teknoloji düşkünlüğüyle örtüşüyor. Ellerinden akıllı telefonlar eksik olmuyor. Elektronik cihazları bizlerden çok daha iyi kullanabiliyorlar. İnternette vakit geçirmeyi seviyorlar. Bu vakti eğitsel içeriklerle beslemek önemli bir kazanım olur. Öğrenciler istedikleri mekânlardan eş zamanlı iletişimle eğitime katılarak, yine kendi öğretmenlerinden derslerini dinleyecek, soru sorabilecek, cevap verilebilecekler. Değişecek olan bilginin veriliş yöntemi ve mekanı olacak. Sınıflarında öğretmenlerine soru sormaktan çekinen, arkadaşlarının bakışları kendi üzerinde zannederek heyecanlanan çocuklar, kendilerini daha rahat hissettikleri sanal ortamda derse daha aktif katılım sağlayabilirler. İnternet, ders esnasında kendini konuya veremeyen, anlayamayan ya da derse katılamayan öğrencilerin, kayıtlı ders videolarını istediği zaman, istediği kadar izleyebilmesine, eksik bilgilerini tamamlamasına, çeşitli eğitim materyallerine ulaşmasına imkan tanıyor. Öğrenciler, okul yollarında geçen zamandan, aileler, ulaşım maliyetlerinden tasarruf sağlayacakları gibi çocuklarının beslenmelerini de takip edebilecek. Çocukların çok erken saatlerde kalkmaları gerekmediği için uykuları bölünmemiş olacak. Sabahın zifiri karanlığında yollara düşen çocuklarımız için üzülmüyor muyduk? Kalabalık  sınıflarda eğitim görmelerinden, sıralarda  sıkışık vaziyette oturmalarından  şikayet etmiyor muyduk? Arkadaşlarının çantasına veya ayakkabısına özenen, onların kantinden alıp yediği ürünlere kendisinin harçlığı yetmeyen, hatta harçlığı olmayan çocukların varlığını da hatırlayalım. Şuanda eşitlendiler… Uzaktan Eğitimle Gelen Sorunlar Her şey güllük gülistanlık değil elbette... Sağladığı olanaklar kadar beraberinde getirdiği sıkıntılar da var. Sistem, öğretmenin şefkatle öğrencisinin başını okşamasına imkân tanımıyor. Öğretmenininternet üzerindenbırakacağı etki, öğrencisiyle yüz yüze kurduğu iletişimdeki kadar güçlü olmayacaktır. Tek başına öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler bu durumda daha da zorlanabilir. Uygulama gerektiren dersler konusunda da sıkıntılar olacaktır. Öğrencilerin okullarda sosyalleşmesi zamanla yerini teknoloji bağımlılığına çevirebilir. Uzaktan Eğitimin Erişemediği Çocuklar Şu an için en önemli sorunumuz evlerinde bilgisayar ve internet bağlantısı olmayan yüzbinlerce çocuğumuzun olması! Ne yazık ki iletişim kaynaklarına ulaşmakta zorluk yaşıyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı, öğrenciler eğitimlerinden geri kalmasın diye bütün imkânlarını seferber ediyor. Sorunu çözmek için gerekli çalışmaları yapıyor ancak her öğrenciye kısa zamanda bilgisayar temin edilmesi, bağlantı problemlerinin giderilmesi kolay değil. Yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının eğitime destek vererek, el birliğiyle bu süreci hızlandırması gerekiyor. İnternette yaşanan teknik sorunların eğitime etkisi Yine öğretmen ve öğrencilerin sisteme bağlanırken yaşadığı sorunlar,  internet hızının yetersizliği gibi teknik konular da uzaktan eğitimde verimi düşürüyor, öğreten ve öğrenen tarafların motivasyonlarını olumsuz etkiliyor. İnternet hızı konusunda sağlıklı bilgi edinmek isterseniz   https://www.niobeweb.net/blog/internet-seciminde-hizin-onemi/ sitesine göz atmanızı öneririm. Uzaktan eğitim, bugün için zorunluluktan dolayı hayatımıza girmiş olsa da eğitim dünyamızda önemli değişikliklere yol açacağına kuşku yok. En zor zamanlarımızda örgün eğitimin imdadına yetişen ve üstündeki yükü sırtlayan uzaktan eğitime hak ettiği şansı vermeli...
İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte dünyamız, baş döndürücü bir hızla değişmeye ve dönüşmeye başladı. Bu değişim bizi “Bilgi ve teknoloji” üzerine inşa edilmekte olan bir gelecek için küresel ağlarda yolculuğa zorladı... Kuşkusuz ki internetin fırsatlarını ön görerek hızlı davrananlar bu yolculuğa daha kolay adapte oldu. Önemini yeni yeni anlamaya başlayanlar ise gelişim karşısında ya bocalıyor ya da küresel ağlara takılıp çırpınıyorlar! Bilişim çağının çocukları ise aldı başını gidiyor… İnternet Dediğin Uçsuz Bucaksız Bir Köy! İlginçtir,  internet toplumların kültürel dinamiklerini sinsice yerle bir ederken, diğer yandan da insanlığıbirlikte yaşamaya,  bu yolculuğu birlikte yapmaya mecbur bırakıyor. Mc Luhan’ın  “Dünya artık küresel bir köy” sözleri,  internetin sınırları belirsiz, zamana ve mekâna bağlı olmayan bu yeni yaşam biçimini anlatıyor olsa gerek! Bir an için sosyal medya hesaplarımızı bu köydeki evlerimiz gibi düşünelim! Takipçilerimiz,  acımızı,  mutluluğumuzu,  duygu ve düşüncelerimizi paylaştığımız komşularımız gibi olmadı mı! DM, SMS,  e-posta  ve daha nice uygulama evimizin misafir odasına dönüştü adeta…  Birbirimizi ağırlıyoruz… Sevgi, saygı, kin, nefret, acı, mutluluk, gözyaşı,  kahkaha ne ararsan var bu köyde… Bazen bizimle aynı fikirde olmadığı için hakaret eden köyün delileriyle, bazen de evlerimizi başımıza yıkmaya çalışan ağ korsanlarıyla mücadele ediyoruz… Yeri geliyor; klavyelerimiz silah, tuşları,  birer kurşun misali kelimelerimizle vuruyoruz birbirimizi. Uzaktan eğitimle okullara gidiyor,  e-ticaretle ekmeğimizi kazanıyoruz…  Sanal Yolculuğumuzun Konforu; İnternet Hızımız Kuşkusuz ki bu bilişim yolculuğumuzu daha konforlu hale getirecek en önemli unsurlardan biri de internet hızımızdır. Özellikle ekmeğini internet üzerinden yaptığı ticaretle kazananlar için hız konusu önemli oluyor. Nasıl ki daha yaşanabilir kentler için Yerel Yönetimlerin sağlaması gereken zorunlu hizmetler varsa  bu köyde de  web hizmetleri konforlu yaşam için olmazsa olmazımız… Bu konudaki teknik detayları uzmanlarından öğrenmekte fayda var. ( https://www.niobeweb.net/blog/internet-seciminde-hizin-onemi/ ) Velhasıl; istesek de istemesek de dünyamız çok değişiyor. Daha fazla geç kalmadan bu yolculuğa adapte olmaya, sunduğu fırsatları görmeye çalışalım. Küresel ağlarda balık misali takılıp kalmamak dileğiyle…
  Siz de farketmişsinizdir, çevremizdeki insanlara baktığımızda çoğunlukla yüzlerinin asık, bakışlarının donuk olduğunu görüyoruz. Yüzlerimizdeki maske ruh halimizi gizleyemiyor. Korku ve endişe ile bu zor zamanların geçmesini bekliyoruz hep birlikte.  Korona salgını ile ilgili söylenenler aşağı yukarı hep aynı: “Genç, yaşlı dinlemiyor herkese bulaşabiliyor. Sosyal mesafe, maske, hijyen önemli. Kendimizin ve diğer insanların sağlığını korumak için kurallara uymamız lazım. Hastaysak izole olmamız lazım. Ölüm oranları artıyor. Henüz aşısı yok…” Bu korona günleri, zaten bin bir türlü dertle boğuştuğumuz,  yaşam mücadelesi verdiğimiz bu hayat şartlarında bizleri gelecek için daha da kaygılı hale getirdi. Elbette zor günlerden geçiyoruz. Ancak bu salgının insanlığın ortak sorunu olduğunu ve hiç tanımadığımız milyarlarca insanla aynı kaygıları taşıdığımızı unutmayalım. Korona İnsanlığımızı Hizaya Soktu! İnsanlığı korku ve umutsuzluğa sürükleyen korona illetinin, yaşlı dünyamız için adeta soluk alma fırsatı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Güzelim dünyayı o kadar yormuşuz, o kadar bozmuşuz ki sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte kendini yenilemeye, yaralarını sarmaya başladı. İnsanın birazcık durması, havayı, suyu, toprağı kirletme fırsatı bulamaması doğayı canlandırdı. Bilim insanları havanın, suyun, çevrenin önemli ölçüde temizlendiğini söylüyor. Koronanın korku ve ölüm dışındaki getirdiklerine odaklanacak olursak insanlığımızı hizaya soktu bile diyebiliriz! Küresel boyuttaki bir tehlikenin zengini fakirden ayırmadığını,  din, dil, ırk farkı gözetmediğini, güçlü güçsüz,  eğitimli eğitimsiz demeden bütün insanları tehdit  ettiğini gördük.   Birbirimize Ne Kadar Çok İhtiyacımız Varmış! Bu dünyada yaşamak için birbirimize ihtiyacımız olduğunun bilincine varıyoruz. Yaşam biçimimiz, alışkanlıklarımız değişirken sorunlarımıza alternatif çözümler üretmeyi deniyoruz.. Sosyal izolasyonla açtığımız mesafeleri sosyal medya ile kapatmaya çalışıyoruz. Hep sonraki günlere ertelediğimiz konuları önceliğimiz haline getirmeye başlıyoruz. Ailemize, sevdiklerimize vakit ayırmanın birlikte sağlıkla yaşayabilmenin her şeyden daha değerli bir hazine olduğunu, sarılıp kucaklaşabilmenin en büyük gücümüz olduğunu keşfediyoruz. Dünyanın süper güçleri dediğimiz devletlerle aynı beşikte sallanıyoruz.   Güç koşulların, insanları olduğu gibi ülkeleri de birbirleriyle dayanışmaya,  işbirliğine mecbur bıraktığını görüyoruz... Dünya gibi, insanlar gibi, devletler de kendini yavaş yavaş yeniliyor… Tüm devletler kendi vatandaşlarının s ağlığını korumak ve korona ile mücadeleyi en az kayıpla atlatmak için kendi gücü ölçüsünde savaş vermeye devam ediyor. Bütün Devletler Dışa Bağımlılık Testinden Geçti Uluslararası iş birliği  devletlere yalnız olmadıklarını hissettirse de görüldü ki  sınırlar kapandığında, ticaret durduğunda tek başınasınız!… Dışa bağımlılığı az olan, kendi kendine yetebilen devletlerin olası küresel bir tehdit durumunda diğerlerine nazaran daha avantajlı konumda olduğu, daha az sarsıldığı gerçeğiyle yüzleşildi. Herhangi bir zamanda karşılaşılabilecek küresel bir tehdide karşı her daim hazırlıklı olmak zorunluluğu doğdu artık… Salgın bütün devletlerin kendi kendine ayakta kalma gücünü test etti diyebiliriz. Bu durumdan gerekli derslerin çıkarılacağını düşünüyorum. Hükümetler,  özellikle sağlık,  eğitim, tarım politikalarını gözden geçirmeye başladı bile. Siyasi ve ekonomik olarak da yeniden yapılandırmaya gideceklerdir. Koronayı İnsanlığın Ortak Bilinciyle Yeneceğiz Son verilere göre dünyada 30 milyon insan virüse yakalandı ve hızla da yayılmaya devam ediyor. Şuan için görünen o ki salgından korunma yöntemlerini ciddiye alarak, gerekli kurallara uyarak hem kendimizin hem de diğer insanların sağlığını düşünmek başlıca sorumluluğumuz. Aşı çalışmalarında sona doğru gelindiği söyleniyor.  Ne kadar etkili olacağını ise bilim insanları dahi hiç kimse bilmiyor henüz. Bu virüsü yeneceğiz,  birlikte yeneceğiz. İnsanlığın ortak aklı ve bilinciyle yeneceğiz. Yarınlara korku ve endişe ile bakmayı bırakıp, hayata ve onu değerli kılan insanlığımıza her zamankinden daha sıkı tutunalım…

Çözüm Odaklı Destek

Türkiye'nin en tecrübeli destek uzmanları ile 3 farklı kanaldan 7/24 destek sunuyoruz.